• Günlerden Salı. 12 Ağustos 2008. 16 aylık oğlum Oğuzhan’la bir alışveriş merkezindeyiz. Marketten aldığım acıbadem kurabiyelerinden oğluma biraz tattırmak istiyorum. Bu oğlumun acıbadem kurabiyesini ilk tadışı olacak. Küçük bir parça koparıp veriyorum. 10 dakika ya geçiyor ya geçmiyor. Oğlum birdenbire şiddetli bir şekilde ağlamaya başlıyor. Çenesinde aniden arı soktuğunda oluşan şişlikler gibi şişlikler ve kızarıklıklar beliriyor. Bir şeyler ters gidiyor farkındayım ama ne? Panik içerisindeyim. Oğlum korkunç acılar içerisinde, çığlık çığlığa ağlıyor. Yüzünde başlayan kızarıklıklar ve şişlikler vücuduna yayılıyor. Hızla düşünüp eyleme geçmeye çalışıyorum. En yakın poliklinik arabayla 5 dakika uzaklıkta. Oğlumun doktoru da orada. Aceleyle bir taksiye atlıyor, eşimi arıyorum. Polikliniğe varıyorum, doktorumuzu soruyorum, yok olduğunu öğreniyorum. Oğlumun yüzü gözü şiş, tanınmayacak bir hale gelmiş durumda kucağımda. Görevliler bizi bir başka çocuk doktoruna yönlendiriyorlar. Doktor, kollarımda çığlık çığlığa ağlayan, şişmiş, kızarmış yavaş yavaş şekli değişen sanki bir canavara dönüşen çocuğu görüyor fakat rahat, sakin bir şekilde “annesi çocuğunuzun ağlamasını susturun öyle bakayım” diyor ve odasındaki randevulu hastaya yöneliyor. Oğlumu teskin etmeye, su içirmeye çalışıyorum. Hastanedeki herkes başımızda. Yaklaşık 10 dakika bu şekilde geçiyor. Doktor hala içeride gelip bakacağı yok. Oğlumun vücudu baştan aşağı tamamen şişmiş durumda. Eşim bu arada yetişip hastaneye geliyor. Kaybettiğimiz dakikaların ne kadar önemli olduğunu bilmiyoruz. Panik halde oğlumu susturmaya çalışırken durumunun daha da kötüye gittiğini görünce eşimle hızla doğum yaptığım hastaneye gitmeye karar veriyoruz. Arabada “oğlumuz ölüyor” çığlıklarım arasında eşim devamlı kornaya basarak hızlı bir şekilde ilerlemeye çalışıyor. Oğlum kollarımda ölmek üzere bunu hissediyorum ama neden anlayamıyorum. Hastaneye vardığımızda acildeki doktor “yandı mı” diye soruyor, göz yaşları içinde kurabiyeden bahsediyorum. Hemen çocuğumuza vakit kaybetmeden pediatri bölümünde müdahalede bulunulması gerektiğini söylüyor, pediatri bölümüne koşturuyoruz. Görevlilerin haber vermesiyle muayenesini yarıda kesen doktor Özlem Okutan bizi bekliyor. “Böcek mi soktu, arı mı soktu?” diye sorarken oğlumun giysilerini hızla çıkartıp bakıyor, hızla hemşirelere talimatlar veriyor. Bizim soruya cevabımız ne böcek ne arı sadece kurabiye olunca gerekli müdahalenin ne olacağına hemen karar veriyor ve hemen işleme başlıyorlar. Onlar dakikalarla savaşıyorlar; biz şok, panik, hıçkırıklar içinde, bitmiş, tükenmiş bir şekilde izliyoruz. Oğlumu kaybetmenin eşiğindeyim ve bunu sadece izliyorum. Müdahaleden sonra oğlumunun solunumunda düzelme başlıyor. Hayata geri dönüyor. Doktorumuzun, oğlumun meleği Özlem Okutan’ın, zaman kaybetmeden yaptığı müdahale hayatını kurtarıyor. 5 dakika daha geç kalsaymışız kurtarılamazmış bunu öğreniyoruz.
    Evet oğlum şimdiye kadar anlattığım topu topu yaklaşık yarım saatlik bir zaman diliminde anaflaksi geçiriyormuş ve biz bunu bilmiyoruz. “Gıda alerjisi” “Anaflaksi” bunlar da ne? Oğlumuz o lanet şeyle tanışmadan önce adını bile duymadığımız bir şey: Anaflaksi… İlk bilgilerimizi hastadene öğreniyoruz. Oğlumun başka daha nelere alerjisi var. Bunlar öğrenilecek. Ve hayatı boyunca ona göre yaşayacak, ona göre yaşayacağız.
    Eşimle araştırmaya başlıyoruz. Yayınlar, makaleler okuyoruz. Okudukça sinirlerimiz bozuluyor.Yemek yiyemiyorum. Hızla kilo vermeye başlıyorum “hayır oğlum hasta olamaz “ diyorum. Kabullenemiyorum. Oğlum ise bir şok yaşıyor. Devamlı hastanelerdeyiz. Devamlı kan alınıyor ve bu onu çok ürkütüyor. Çok zayıf. Geceleri uyumuyor. Müdahale sonrası süren kusma, ishal, ateş oğlumuzu ve bizi cok bitkin düşürüyor. Ailemizin ve dostlarımızın manevi desteğiyle nefes almaya çalışıyoruz. Doğum iznindeyim ve yakında sürem doluyor. İstifa etmeliyim diye düşünüyorum, oğlumu bu şekilde bırakamam. Dualar ediyorum. Oğlumun yaşamasına mucize diyorlar. O mucize için dua ediyorum. Ama bir yandan toparlanmalıyım oğlum için bunu yapmalıyım….

    Yapmalıydım. Ve günler geçtikçe hastalığı kabullendim. Sonra ilk iş olarak oğluma zamanında müdahale etmeyen doktoru hastane yönetimine ve birçok sağlık kuruluşuna şikayet etmek oldu. Defalarca şikayet mektupları yazdım ama bırakın müdahaleyi geri dönüş bile olmadı. Sanki bahsettiğim konu hastanede kaybettiğim önemsiz bir eşyaydı. Kimbilir zamanında yapılmayan müdaheleler nedeniyle kaç alerjik insan ölüyordu…

    Bizi oğlumun hastalığı konusunda sağlıklı bir biçimde yönlendirecek, oğlumun sağlığının takibatını yapacak bir alerji uzmanı arıyorduk. Farklı hastanelere farklı doktorlara gittik danıştık. Oğluma bir sürü test yapıldı. Gereksiz bir sürü harcamalar yaptık. Ama bir türlü oğluma kendisine para kazandıracak bir müşteri gözüyle bakmayan bir uzman bulamadık. Oğlumun vücudu bu arada şiddeti değişen alerjik reaksiyonlar gösteriyordu. Şiddeti az da olsa çok da olsa soluğu hastanede alıyorduk. En çok zorlandığım şey ise Cerrahpaşa Tıp Fakültesi gibi büyük bir araştırma hastanesinde alerji testlerinin çoğunun yapılamaması oldu. Bütün bunlar aslında alerji konusunda sağlık sektöründe de büyük eksiklikler olduğunu gözler önüne seriyordu. Özel sigortamız vardı ama alerjiyi karşılamıyordu. Para bir noktadan sonra hem önemli hem önemsizdi ama döktüğümüz emek ve paranın boşa gittiğini görmek en üzücüsüydü. Çocuk doktorumuz Uz.Dr. Ertuğrul Eryılmaz’ın yardımlarıyla aradığımız türde bir alerji uzmanı bulabildik. Şu an oğlum Uz.Dr. Günseli Bozdoğan’ın takibi altında. Artık biz de kendimizi rahat hissediyoruz. Ama yine de hep tetikteyiz. Hala alerji konusunda Türkiye’deki eksikliklerle boğuşmaya devam ediyoruz. Sağlık sektörünün dışında gıda sektöründe de alerjiklere yönelik fazla bir çalışma bulunmuyor. En basitinden satın aldığınız gıda maddelerinin paketlerinin üstünde içerikleri sağlıklı bir biçimde yazılmıyor. Bu siteyi de bizim gibilerle buluşabilmek ve onların deneyimlerinden faydalanmak, görüş alışverişinde bulunmak ve bütün alerjik insanların sesini duyurmak için oluşturduk. İlginizi, önerilerinizi bekliyoruz.

Copyright 2010 Alerjiyletanistim.com. All Rights Reserved