• Çocukluk Çağında Kanser

    Posted 29 Eylül 2013 By alerjiyletanistim.com in Çocuk Sağlığı ve Eğitim With | No Comments Çocukluk Çağında Kanser

    Çocuk Hematolojisi
    Çocuk Kardiyolojisi
    Çocuk Nefrolojisi
    Çocuk Nörolojisi
    Çocuk Onkolojisi
    Çocuk Romatolojisi
    Tıbbi Birimler
    Çocuk Onkolojisi

    PEDİYATRİK ONKOLOJİ & HEMATOLOJİ (ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİ)

    Yenidoğan döneminden ergenlik dönemine kadar her yaşta görülebilen çocukluk çağı kanserlerinde, erken tanı ve doğru tedavi ile yüzde 60-70 oranında iyileşme sağlanabiliyor.

    Nedir?
    Çocukluk çağı kanserleri; vücudun herhangi bir yerindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmaları ile ortaya çıkan, kısa sürede kan veya lenf yolu ile vücudun farklı bölgelerine yayılarak sağlığı bozan ve yaşamı tehlikeye sokan bir grup hastalığa verilen isimdir. Yenidoğan döneminden ergenlik dönemine kadar her yaşta görülse de en sık görüldüğü dönem; ilk 5 yaş. Ancak erken tanı ve doğru tedavi ile kanserli çocukların yüzde 60-70?inin tam olarak iyileştiğini söylemek mümkün.

    Çocuk kanserlerinin belirti ve bulguları neler?
    Hastalığın tipine, başlangıç veya yayılma bölgelerine göre, bir veya birden çok, belirti ve bulgular ortaya çıkabiliyor.
    Solukluk, halsizlik,
    Sık ateşlenme,
    Deride morluklar, çürükler,
    Boyun, koltuk altı ve/veya kasık bölgesindeki lenf bezlerinde genellikle ağrısız şişlikler,
    Vücudun herhangi bir bölgesinde (karın, kol, bacak, göğüs duvarı, sırt, kafatası vb.) şişlik,
    Burun, dişeti kanamaları,
    İdrar veya dışkıda kanama,
    İdrar veya dışkılamada zorluk, barsak alışkanlıklarında değişiklik (kabızlık, ishal),
    Kemik ağrıları,
    Uzun süren ve nefes darlığına neden olan öksürük,
    Sabahları daha belirgin olan baş ağrısı ve kusma,
    Görme bozuklukları,
    Gözlerde kayma, göz bebeklerinin ışıkta kedi gözü gibi parlaması, veya istemsiz hareketler,
    Göz çevresinde koyu renkli morluklar,
    Yürüme bozuklukları, dengesizlik,
    Ateşsiz havale geçirme,
    Okul başarısızlığı,
    Kişilik değişikliği,
    Bebeğin emmemesi, ağırlık kaybı,
    Bebeğin motor gelişmesinde (başını dik tutma, dönme, oturma, yürüme becerileri) gecikme,
    Birkaç haftadan uzun süren, alışılmış basit testlerle (kan sayımı, idrar ve dışkı tetkiki ) açıklanamayan ve sık başvurulan tedavi yöntemleri (antibiyotik, ağrı kesici, ateş düşürücü) ile düzelmeyen belirtilerin üzerinde durulmalı, daha ayrıntılı araştırmalar için çocuk onkoloji-hematoloji uzmanlarının bulunduğu tam donanımlı hastanelere başvurulmalıdır.
    Çocuklarda hangi tip kanserler görülüyor?
    Kan kanseri olarak bilinen Lösemi en sık görülen kanserdir ve (Lenfoblastik ve lenfoblastik-dışı olarak bilinen başlıca iki grup olup bunların da alt tipleri vardır) temel olarak kemik iliğinin hastalığıdır. Doğumdan başlayarak her yaşta görülebiliyor, hücre tipine göre yaşa özel dağılım gösteriyor. Ancak erkek çocuklarda görülme oranı daha yüksek.

    Lenf bezi kanseri olarak bilinen Lenfoma; Hodgkin hastalığı ve Hodgkin-dışı lenfoma olmak üzere başlıca iki büyük gruptur ve bu grupların alt tipleri vardır. En sık boyun olmak üzere, göğüs boşluğu ve karın boşluğundaki lenf dokularında görülüyor. Erkek çocuklarda daha sık rastlanıyor. Bazı tip lenfomaların oluşmasında Epstein ?Barr virüsü ve Hepatit C virüslerinin rolü bilinmekle birlikte bu virüslerden korunmak için henüz aşı bulunmuyor.

    Beyin Tümörleri; gliomlar, medülloblastom, ependimom, PNET, koryoid pleksus tümörleri, germ hücreli tümörler gibi alt grupları olup, kaynaklandıkları hücre tipine, hücrenin üreme potansiyeline ve tümörün yerleşim yerine göre alt tipleri sınıflandırılıyor.

    Nöroblastom; ilkel sinir hücrelerinden köken alan, hızlı yayılabilen, doğumdan itibaren ve en sık ilk 2 yaşta görülen bir tümör. Böbrek üstü bezi başta olmak üzere karın içinde, göğüs boşluğunda, boyunda başlayabiliyor. Sonrasında kemik iliğine ve kemiklere hızla yayılarak lösemiyi taklit edebiliyor.

    Yumuşak doku sarkomları; vücudun herhangi bir yerindeki yumuşak dokudan kaynaklanabiliyor. Rabdomiyosarkom ve rabdomiyosarkom-dışı olmak üzere başlıca 2 grup olup, bunların da çok sayıda alt tipleri vardır. Her yaşta görülmekle birlikte yerleşim yeri ve hücre tipine göre yaşa özel dağılımı söz konusu.

    Böbrek tümörleri; en sık ilk 5 yaşta ve nefroblastom olarak da bilinen Wilms tümörü şeklinde görülüyor.

    Ancak farklı dokulardan kaynaklanan böbrek tümörleri de vardır.

    Kemik tümörleri; başlıca iki grup kötü huylu kemik tümörü vardır. Osteosarkom ve Ewing sarkomu olarak bilinen bu tümörler boy uzamasının hızlandığı yaşlarda daha sık olarak görülüyor.

    Göz tümörleri; ailevi özelliği ile de bilinen retinoblastom en sık olup, göz sinirinin tümörü, lösemi, lenfoma, nöroblastom, yumuşak doku sarkomları gibi diğer kanserler de göz dokularına yayılabiliyorlar.

    Germ hücreli tümörler; doğumdan itibaren her yaşta ortaya çıkabilen, üreme organları başta olmak üzere genellikle beyin ve diğer vücut bölgelerinin orta hat yapılarında görülebilen, çeşitli üreme potansiyeline sahip hücrelerden oluşan alt grupları olan kanser çeşididir. Karaciğer kanserleri; doğumdan başlayarak her yaşta ortaya çıkabiliyor. En sık hepatoblastom ve hepatosellüler karsinom tipleri görülüyor. Karaciğer kanserlerinin oluşmasında Hepatit B virüsünün rolü vardır. Hepatit B virüs aşısı ile karaciğer kanserlerine karşı korunmak mümkündür.

    Diğer kanserler; tiroid, nazofarenks, deri vb.

    Tanı yöntemleri neler?
    Hastanın yakınmasına ve hastalık belirti ve bulgularına göre değişmek üzere başvurulan başlıca tanı yöntemleri; öncelikle benzer belirti ve bulgular veren ve çocuklarda daha sık rastlanan bakteri ve virüslerin neden olduğu enfeksiyon hastalıkları, travmaların neden olduğu kanama ve şişlikler, büyüme ağrıları gibi durumlardan ayrım yapmak için kullanılıyor. Bunlar arasında;
    Hemogram (kan sayımı),
    Kan yayması (hücre tiplemesi ve oranları ile ilgili),
    Sedimantasyon (kırmızı hücre çöküş hızı),
    Viral seroloji (bazı virüs hastalıklarının tanımlanması için),
    Tüberküloz ayırıcı tanısı için (PPD, kültürler),
    Tam idrar tetkiki,
    Dışkı tetkikleri,
    Akciğer röntgen filmi,
    Boyun ultrasonografisi,
    Karın ultrasonografisi,
    Böbrek ultrasonografisi.
    Kanser şüphesi kuvvetlendiğinde yapılacak testler
    Kemik iliği aspirasyon ve biyopsileri,
    Göğüs bölgesi bilgisayarlı tomografisi (BT),
    Beyin manyetik rezonans görüntülemesi (MRG),
    Karın bölgesi MRG,
    İlgili kemik ve vücudun diğer bölgelerinin BT ve MRG,
    Lenfomalar başta olmak üzere bazı tümörlerde pozitron emisyon tomografi (PET CT),
    Bazı tümörlere özel enzimler ve protein özelliğindeki belirteçler (LDH, alkalen fosfataz, NSE, alfa-feto protein, beta HCG, ferritin, dopamin, noradrenalin, VMA, HVA vb).
    Kesin tanı için; ilgili hastalıklı bölgeden biyopsi yapmak ve doku tanısı için patoloji, immünoloji ve moleküler genetik laboratuvarlarının kararını beklemek gerekiyor. Doku tanısı alınmayan olgularda kanser tanısı koyup tedaviye başlamak doğru bir yöntem değil. Doku incelemesi kanser tanısı için ve kanserlerin alt gruplarının ve tiplerinin belirlenmesi için şart.
    Biyopsi sonrası tanı süreci 2-10 gün arasında değişebiliyor. Bazı olgularda biyopsi tekrarı yapılabiliyor.
    Kanser tanısı kesinleştikten sonra hastanın tedavisini sürdürecek ekibin belirlenmesi ve hastanın anne ve babasına hastalık süreci ve sonucu hakkında bilgi verilmesi gerekiyor. Aynı dönemde hastalık evresinin belirlenmesi amacı ile evreleme çalışmaları başlatılıyor.

    Ayrıca hastalık başlangıç bölgesi dışında yayılma olasılığı olan doku ve organların taranması için ek olarak BT, MRG, sintigrafi gibi araştırmalar yapılıyor.
    Tedavi öncesi diğer organ işlevlerini belirlemek amacı ile kan, idrar, EKG, EKO işitme testleri gibi testler istenebiliyor.
    Evreleme çalışmaları tamamlandıktan sonra hastalık için dünyaca standart kabul edilen uygun tedavi modellerine zaman geçirmeden başlanması gerekiyor. Tedavi öncesinde tedavinin şekli, uygulama biçimi, hastalığın iyileşmesindeki katkısı, başarı şansı ve tedavinin erken ve geç yan etkileri ayrıntılı bir şekilde ilgili uzmanlar tarafından aileye anlatılarak onay alınıyor.

    Hangi tedavi modeli uygulanıyor?
    Çocuk kanserlerinin tedavisinde hastanın yaşına, hastalığın tipine, yerleşim bölgesine ve çevreye ya da uzak organlara yayılıp yayılmadığına (evresine) göre değişmek üzere bir veya birden çok tedavi modeli birlikte veya ardışık olarak kullanılıyor. Farklı tedavi modellerinin yer alacağı hastalıklarda ilgili uzmanlar; çocuk onkoloji-hematoloji uzmanları, çocuk cerrahları, farklı organların onkoloji cerrahları, radyasyon onkoloji uzmanlarıdır. Bu uzmanlar, ?Tümör Konseyleri? oluşturup ortak kararlar alarak, tedavi sürecinde önemli rol oynuyorlar.

    Nasıl tedavi ediliyor?
    Kemoterapi: Hızlı çoğalan hücrelere etki eden ilaçlarla yapılan tedavi biçimi. Genellikle birden çok ilaç bir arada damar yolundan özel kataterlerle uygulanıyor. Sıklıkla belirli aralıklarla tekrarlanan seanslar şeklinde çocuk onkoloji uzmanının denetiminde deneyimli onkoloji hemşireleri tarafından onkoloji bölümlerinde uygulanıyor. Kemoterapi öncesinde, sırasında veya sonrasında oluşacak yan etkilerin üstesinden gelinebilmesi açısından çocuk hastaların kemoterapilerinin tam donanımlı hastanelerde yapılması gerekiyor.
    Kemoterapi lösemi ve lenfomalarda tanıdan hemen sonra, diğer kanserlerde evreye göre değişiyor. Ancak cerrahi tedaviden önce ve/veya sonra olmak üzere 6 aydan 3 yıla kadar değişen sürelerde uygulanıyor.
    Kemoterapi ilaçlarının çok ciddi kalıcı yan etkileri olduğundan bunlar hakkında aileye, sorumlu uzman tarafından ayrıntılı bilgi veriliyor.

    Cerrahi tedavi: Solid tümör olarak da isimlendirilen lösemi ve lenfoma dışı tümörlerde uygulanan tedavi modelidir. Genellikle erken evre kanserlerde tümörün tümü, organ kaybına neden olmadan cerrahi olarak çıkartılıyor. Tedavinin devamında kemoterapi uygulanıyor. İleri evre kanserlerde veya tümörün çıkartılması organ kaybına neden olacak ya da işlevsel bozukluk kabul edilemeyecek ölçüde olacaksa, tümör önce kemoterapi ile küçültülüyor, sonra cerrahi tedaviye geçiliyor.

    Radyoterapi: Yüksek enerjili X-ışınları ile yapılan tedavidir. Yüksek doz radyasyon hızlı üreyen hücreleri öldürebilir veya üremelerini durdurabilir. Bu yüzden, çocuklarda özellikle vücut büyümesinin hızlı olduğu ilk 3-5 yaşta genellikle kullanılmıyor. Beyin tümörleri başta olmak üzere bazı solid tümörlerin tedavisinde cerrahi ve kemoterapiye ek olarak uygulanıyor. Önemli yan etkileri olduğundan sorumlu uzmanlar tedavi öncesi aileye ayrıntılı bilgi vermekle yükümlüler. Ancak günümüzde radyoterapinin amacı, farklı cihazlar ve radyasyon kaynakları kullanılarak çevre dokulara zarar vermeden sadece tümöre etki etmektir.

    Kemik iliği / Kök hücre nakli: Lösemi başta olmak üzere kemoterapiye duyarlı yüksek riskli veya tekrarlayan lenfoma ve solid tümörlerde çok yüksek doz kemoterapiden sonra uygulanan bir tedavi modelidir. Nakil için kullanılan kemik iliği veya kök hücre hastanın kendisine ait olabileceği gibi (otolog), özellikle lösemilerde tercih edildiği gibi doku grubu uygun bir vericiden (allojeneik) olabiliyor. Nakil öncesinde uygulanan çok yüksek doz kemoterapi nedeni ile nakil sırasında ve dokunun kabul edildiği süre içinde doku reddi, kanama, enfeksiyon gibi çok önemli yan etkiler gelişebiliyor. Kemik iliği nakli hastalığın iyileşme şansını artıran bir tedavi modeli olmasına rağmen hastalığın tekrarlama riski sözkonusu.

    Destek tedaviler: Bu tedavilerin en önemlileri; kemoterapiye hazırlık, bulantı-kusma önleyici ilaçlar, kemoterapiden zarar görebilecek organları korumaya yönelik ilaç tedavileri, hastalığa bağlı veya kemoterapi sonrası gelişen kansızlık, ateşli enfeksiyon ve kanama riskine karşı kan ve kan ürünleri ve antimikrobik tedaviler, beslenme desteği, psikolojik destek ve sosyal hizmet.

    Çocukluk çağı kanser tedavilerinde tamamlayıcı tıp veya alternatif tedavi olarak adlandırılan bitkisel vb tedavi modellerinin standart tedavi yerine kullanılması hastaya zarar verebileceğinden önerilmiyor.

    Tedavide başarı şansı yüksek
    Doğru tanı uygun tedavi ile çocuk kanserlerinin yüzde 60-70?i tam olarak iyileşebiliyor. Günümüzde erken evre tümörlerde başarı şansı yüzde 90?lara çıkıyor. Ancak ileri evre bazı kanserlerde tedavi şansı yüzde 10 gibi çok düşük. Bu nedenle erken tanılanması çok önem kazanıyor.

    Hastalık sonrası süreç
    Tedavi süresi tamamlanan hastanın ilk beş yıl hastalık tekrarı ve tedavinin geç yan etkileri açısından belirli aralarla izlemleri yapılıyor. Hastalığa ve yapılan tedaviye göre değişen kan, idrar, kalp, böbrek testleri ve ilgili bölge görüntülemeleri, gerektiğinde kemik iliği incelemesi tekrarları yapılıyor. Bu süre içinde fiziksel ve sosyal rehabilitasyon ve okula yeniden dönüş, öğrenimin devamı ve çalışma hayatına hazırlanması, sosyal çevre edinmesi, beslenme, uyku düzeni, enfeksiyon hastalıklarından korunma, aşılarla bağışıklamanın yeniden başlatılması, sigara ve alkol zararları, fiziksel ve kimyasal çevre kirliliğine karşı duyarlılaştırma anne-baba, öğretmenler ve çocuk onkoloji tedavi ekibinin diğer görevleri arasında sayılıyor.

    www.acibadem.com.tr

    • delicious
    • digg
    • reddit

Yorum yazın

*


Henüz yorum yok. İlk siz olun!

Copyright 2010 Alerjiyletanistim.com. All Rights Reserved